DİN SAĞLIKLI BİREYLERLE YAŞANIR

İnsanın dünya hayatındaki asıl vazifesi, kendisine ema¬net verilen şu harika yapıya iyi bakmak, bu bedeni hasta etmemek, aciz bırakmamaktır… Hatırlarsanız, Hz. Peygam¬ber (sav) "Veren el alan elden üstündür." diyerek insanı fakir kalmamaya teşvik eder. Sağlıklı olmak da öyle… Keza "Güçlü mümin zayıf müminden evladır." (Nisa, 75) Dolayısıyla İslam, prensipte mensuplarından güçlü ve sağlıklı bireyler olmalarını ister. Onların kendilerini hasta etmesi veya zayıf düşürmesini değil…
Bilindiği gibi Hz. Peygamber (sav) Medine’ye gelir gelmez ilk yaptığı iş, İslama davet etmek maksadıyla çevre krallıklara ve kabile reislerine mektup göndermek olmuştu. Kendisine davette bulunduklarından biri de Mısır meliki Mukavkıs’tı.
Mukavkıs, Hz. Peygamber (sav)’in elçilerini çok iyi karşılamış, onları dinledikten sonra Hz. Muhammed (sav)’in beklenen peygamber olduğunu anlamış fakat onu tasdik edip dinine girme konusunu zamana bırakmıştır. Öte yandan nübüvvetini tasdik ettiğini göstermek babından da Peygamber (sav)’e iki cariye ve bir de Peygamber (sav)’in arkadaşlarından hasta olanları tedavi etmesi için kendi özel doktorunu Medine’ye göndermişti.
Bir buçuk sene Medine’de kalan doktorun, bir gün Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna çıkıp şöyle dediği rivayet edilir:
"Ya Muhammed, ben bir buçuk yıldır buradayım. Efendim beni hastalarınızı tedavi etmem için size gönderdi. Ama bugüne kadar hiç kimse ’Ben hastayım..diye bana gelmedi. Doğrusu ben de aranızda hasta göremiyorum. Eğer müsaade ederseniz, memleketime döneyim. Çünkü orada ben önemli bir insanım ve çok hastalarım var…"
Peygamberimiz (sav), doktora "Sen bizim misafirimizsin…" dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürür:
"Burada istediğin kadar kalabilirsin. Varlığın bize ağır gelmez. Hasta olmaya gelince… Evet, ben ve arkadaşlarım (ashabım) hasta olmayız!
Doktor hayretle Resulullah (sav)’in yüzüne bakar, "Nasıl yani?" der gibi.
Peygamber Efendimiz onun merakını gidermek için açıklamada bulunur:
"Biz hasta olmayız. Çünkü biz asla acıkmadan yemek yemeyiz. Yemek ye Bela ve musibet bir tür hak ediş olduğundan, insan için aynı zamanda gerçek bir kemale erme ve rahmet vesilesidir. Hastalık ve belalara "imtihan" gözüyle bakılması dahi şu hikmete binaendir.
diğimizde de sofradan doymadan kalkarız ve senede bir hacamat yaptırırız."
Doktor nasıl bir tepki vermiş, ondan sonra ne yapmış kaynaklarda geçmiyor ama bu hadise bize insanların neden hastalandıklarının gerekçesini net bir şekilde izah ediyor.

This entry was posted in Genel and tagged , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>